“Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Derneği -DİSA, İsmail Beşikçi Vakfı ve Heinrich Böll Stiftung Derneği, 13-14 Aralık 2014 tarihlerinde Açık Toplum Vakfı’nın da desteğiyle İstanbul ve Diyarbakır’da “Savaştan Barışa, Çatışmadan Çözüme” başlıklı birbirini izleyen iki uluslararası konferans düzenledi. Konferansta uluslararası deneyimler ışığında, üç temel konu tartışıldı. “Çözüm ve Barış Girişimleri”, Müzakere Süreçlerinde Silahsızlanma” ve Kadın Perspektifiyle Müzakere” başlıklı panellerde ele alınan başlıca sorular şunlardı: Uluslararası aktörler barış müzakerelerinde nasıl bir rol üstlenebilir? Silahsızlandırma süreci nasıl işler? Bu sürece toplumsal cinsiyet boyutu hangi yöntem ile en iyi biçimde dahil edilebilir?

Bu kitapta İstanbul ve Diyarbakır’da gerçekleştirilen konferansın sunum ve tartışmalarını bir araya getirdik. “Çözüm ve Barış Girişimleri” başlıklı ilk bölümde, son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Kürt hareketi arasında doğrudan ve dolaylı görüşmeler nasıl bir seyir izledi? Bu görüşmelere tarihsel bir perspektif içinde nasıl bakabiliriz? Görüşmelerde üzerinde durulan noktalar nelerdir? Görüşmeler çözüm ve barış umutlarını ne ölçüde şekillendirmiştir? Görüşmelerde üçüncü tarafların, uluslararası gözlemcilerin rolü ve etkisi nedir? Dünya deneyimlerinde görüşme süreçleri nasıl süreçler izlemektedir? gibi soruların yanıtları birlikte bulmaya çalıştık.

“Müzakere Süreçlerinde Silahsızlanma” adını verdiğimiz ikinci bölümde, silahsızlanma tarafların karşılıklı olarak şiddet kullanmayı terk etmeleri biçiminde okunabilir mi? Farklı dünya örneklerinde, silahsızlanma hangi bağlamlar ve şartlarda meydana gelmiştir? Türkiye’de silahsızlanma konusunda tarafların beklentileri nelerdir? Silahsızlanma hangi durumlarda meselelerin çözümüne katkıda bulunmakta, hangi konularda yetersiz kalmaktadır? sorularını uluslararası deneyimler ışığında ele aldık.

“Kadın Perspektifiyle Müzakere” başlıklı son bölümde ise, müzakere süreçlerinde kadın perspektifi nelere öncelik verir? Kadın perspektifinin toplumsal barış sürecine katkıları nelerdir? Kadınların sesi olmadan barış olur mu? Dünya deneyimlerinde müzakere süreçlerinde kadınların katılımı veya dışlanması ne şekilde olmuştur? soruları ekseninde meselenin toplumsal cinsiyet boyutunu ön plana çıkarmaya çalıştık.

Kökenleri siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel alanlara uzanan kiminin “Türk Sorunu” kimiminse “Kürt Sorunu” olarak tarif ettiği mesele uzun zamandır çözülmek üzere karşımızda duruyor. Tüm bu süreçte bazen barış ve çözüm tartışmalarının bazen de savaş ve çatışmanın yükseldiği dönemlere şahit olduk. Konferansın düzenlendiği tarihlerde esen barış havasından bugün bu kitabın yayınlandığı günlerde söz etmek maalesef mümkün görünmüyor. Tam da bu yüzden bugün barışa ve barıştan söz etmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Süreçleri bizzat yaşayarak deneyimleyenlerin katkılarıyla ve dünya örneklerinin yol göstericiliğinde, Türkiye’deki barış mücadelesine güç vermesi umuduyla hazırladığımız, “Savaştan Barışa, Çatışmadan Çözüme” kitabını keyifle okumanızı dileriz. ”